25 Eylül 2017
Reklam Alanı
3. Köprü Meselesi ( 24.09.2009 )

Son dönemlerde basında sıkça karşımıza çıkan İstanbul boğazına 3. bir köprü yapma tartışması aslında çokta yeni bir düşünce değil.1993 yılında dönemin hükümetine  6 farklı güzergahta yeni bir  köprü projesi sunulmak istenilse de 3.  köprü projesine o dönemin belediye başkanı olan Tayyip Erdoğan destek vermemekteydi. Peki o dönemde bilinen ama bugün “aslında çokta önemli değilmiş” denilen yani göz ardı edilen gerçekler neler? Fikirler neden değişti?

 

Kabul edilmesi gereken bir gerçek var İstanbul özellikle geçtiğimiz yarım asırda oldukça göç almış bugün nufusunun 13 milyona ulaştığı bir mega kenttir. Bu zamana kadar plansız kentleşme kentte ciddi sorunlara yol açmıştır. Bu sorunların başında trafik sorunu gelmektedir. Trafik sorununu ortadan kaldırmak amacıyla boğaza iki köprü ve birçok ulaşım planları yapılmış olsa da bu planlar beraberinde yeni sorunlarla karşımıza çıkmıştır. Çünkü planlar yalnızca karar vericilerin insiyatifleriyle ortaya konulmuş sorunlarla ilgili uzmanların ve sivil toplum kuruluşlarının görüşlerini alma yoluna pek gidilmemiştir.

 

Peki şimdi ne yapıyoruz? Yine aynı amaç..aynı sahneler..İstanbul’un trafik sorunu çözecek yeni arayışlar sonucunda yepyeni bir köprü yapalım. Hatta bu köprü ulusal boyutta transit amaçlı bir geçiş güzergahı olsun denildi ve arayışlara gidildi. (Helikopterle yapılabilecek bir gezi sadece istanbul manzarasını gökyüzünden izlemek amacıyla olduğunu hepimiz biliyoruz. Keza 3. bir köprü ve bu bahsettiğimiz ulaşım aksı güzergahını belirlemek için daha ciddi etütler yapmak, Asya ile Avrupa arasına yapılabilecek yeni bir bağlantının beraberinde getirisi ve götürüleri olabileceğini bilimsel çalışmalar ile ortaya çıkarmak gerekir. Karar vericiler, sivil toplum kuruluşları ve planlama alanında akademik birikime sahip olanların, birlikte çalışması sonucunda böyle bir projenin ortaya çıkacağından adımız gibi eminiz!)  

 

Uzmanlar 3. köprü projesine neden karşı çıkıyor?

 

Oysaki 3. köprü yapılmasnda amaç ne güzel değilmi? İstanbullu zaten saattlerini trafikte harcamaktan bıkmış..öncelikle şunu belirtelim yeni bir ulaşım güzergahı demek yeni iskan alanları demektir. Bu İstanbul’un bugün 13 milyon nufusu olmasına karşılık proje ile birlikte 20 milyona yaklaşması anlamına gelmektedir yani proje kentin trafik sorununu ortadan kaldırmayacak aksine İstanbul trafiğine yepyeni yükler getirecektir

Ayrıca bu proje, kentin kuzeyinde çok büyük yeni rant alanları yaratarak kentin gelişimini kuzeye yönlendirecek, İstanbul'un makroformunu ve bütün geleceğini geri dönülmez bir biçimde kökünden değiştirecek çok daha büyük bir projenin ilk adımı olacaktır.

Medyadan izleyebildiğimiz kadarıyla biri güneyde iki köprü arasından geçen, diğer üçü, Beykoz ve Sarıyer'in son yıllarda çeşitli hukuksuz imar uygulamaları ile giderek yapılaşma baskısının arttığı kuzey bölgelerinden geçen 4 alternatif güzergâhtan söz ediliyor.

Bunlardan ilki yıllardır Karayolları Genel Müdürlüğü'nün İstanbul'un trafiğine çözüm getireceği savıyla tekrar tekrar gündeme getirdiği, iki köprü arasından geçen (Arnavut-köy-Vaniköy) projedir. Sivil inisiyatifler ve meslek odalarından yoğun tepkiler alan proje bugüne kadar durdurulabilmiştir. Bu alternatif, İstanbul'un iki yakası arsındaki trafiğe kalıcı bir faydası olmayacağı gibi, aslında büyük kentsel tahribatlara ve çok büyük kamulaştırmalara yol açacağından siyaseten tercih edilme şansı da çok az olan ve bir projedir.

Asıl büyük tehlike İstanbul'un tarihinden gelen ve kentin geleceğini kökten değiştirecek olan kuzey köprüsü ve çevre yollarıdır. Büyük arazi spekülasyonları ve yoğun yapılaşma talepleri ile gelecek olan bu proje gerçekleşirse eğer, 30-40 yıl sonraki İstanbul'u tahmin etmek hiç de zor değil. Bugün Maslak'tan kuzeye doğru gelişen iş ve lüks konut kulelerinin kuzeye doğru hızla yol alması, turizm, üniversite, teknopark, sağlık köyü, liman, vb büyük (küresel) yatırımlar ve villa tarzı konut yapılaşmalarının kuzey kıyı bölgelerini, hatta en önemlisi bugün 13 milyonluk istanbulun akciğerleri olarak görülen orman alanlarını ve su havzalarını yok ederek gelişmesi kaçınılmaz olacaktır. Ayrıca İstanbul'un doğal değerlerini yok etme pahasına kuzeyde yeni ve prestijli yerleşim alanlarının gelişmesinin, geride büyük çöküntü alanları bırakarak gerçekleşmesi de kaçınılmaz bir sonuç olacaktır.

Kent plancıları ve ulaşım uzmanları bilimsel verileri ve bugüne kadarki gelişmeleri değerlendirerek bugün alınacak kararların ve uygulamaların gelecekte ortaya çıkabilecek sonuçlarını görüyor ve uyarıyorlar; "İki köprü arasındaki alternatif, trafiğe kalıcı bir faydası olmayacağı gibi, büyük bir kentsel tahribata yol açacağı, tarihi ve doğal değerlere zarar vereceği gibi çok büyük kamulaştırmalar gerektirecektir. Kuzey alternatifleri ise önce Karadeniz kıyı bölgelerini betonlaştıracak (kıyı ile orman arasında hektarlarca mülk edinmiş birçok arazi spekülatörü bunu bekliyor) ve Maslaktan kuzeye doğru gelişen iş ve lüks konut kulelerinin Boğaz sırtlarından kuzeye doğru gelişmesini teşvik edecek. Orman Yasası'nın 2b maddesi ve Özel Orman Yasası'nın esnek maddeleri kullanılarak (şimdiye kadar olduğu gibi) yavaş yavaş orman alanları büyük oranda yok edilecek. " Bugüne kadar Küçükçekmece ve Elmalı tamamen, Ömerli ve Büyükçekmece havzaları büyük oranda nasıl tüketildi ise aynı yöntemlerle havza alanları, dolayısıyla hayat kaynağı olan su tükenecek. Ve kuzeyin bugün henüz boş alanlarında yaratılacak cazibe ve prestij bugünkü İstanbul'un merkezi ve tarihi bölgelerinde çöküntüye neden olacaktır. Bu öngörüler kesinlikle düşük olasılıklar değildir. Kaldı ki öyle bile olsa kaybedilecek değerler, riske atılamayacak değerlerdir. İstanbul kentine, ormanlarına, suyuna vereceği zararlar, yıllar sonra ortaya çıkacak olan bu siyasi kararın hesabını gelecek kuşaklara kim ve nasıl verebilecek?

İstanbul için yapılan planlarda, Ulaşım Master Planında, Ulaşım Şûralarının sonuç raporlarında, ulusal ve uluslararası çeşitli ulaşım kongrelerinde yerli ve yabancı uzmanlar tarafından her fırsatta ve görüş birliği içinde; "İstanbul için taşıtları değil, insanları taşıyacak toplu ulaşım sistemlerinin geliştirilmesi gerektiği ve Marmaray projesinin tamamlanmasından sonra boğaz köprüsü trafiğinin büyük ölçüde rahatlayacağı, raylı sistemlerin, deniz ve karayolu toplu taşıma sistemleri ile çeşitlendirilmesi ve entegre edilmesi ile verimliliğin artırılabileceği," » "mevcut iki köprü trafiğindeki sorunun kaynağının iki yaka arasındaki transit geçiş olmadığı, transit geçiş oranının yalnızca yüzde 4 olduğu, bunun da İstanbul'daki toplam trafik hareketinin yüzde 10'unu oluşturduğu," » "tarihi ve coğrafi değerleri açısından İstanbul'un insan merkezli bir kent olarak, otomobil bağımlısı Amerikan kentlerinin ulaşım ve trafik çözümlerini değil, tarihi değerlere duyarlı Batı Avrupa kentlerini örnek alması gerektiği," » "ulaşım planlamasının, kent planlamasının ayrılmaz bir unsuru olduğu, kentin iki yakasındaki işkonut ilişkisine dayalı geçişlerin planlama kararları ile minimuma indirilmesinin mümkün olduğu," » "yeni otobanların, köprülerin, kavşakların toplumsal fayda sağlamayacağı gibi trafikte yaşanan sıkıntıların katlanarak artacağı, kent içinde otobüsler için özel yollar ayrılması gibi öncelik tercihleriyle, Avrupa'nın birçok ülkesinde uygulanan kent merkezlerine özel araba girişinin kısıtlanması gibi düzenlemelerle bile trafikteki sıkışıklıklarının önemli ölçüde önlenebileceği" ifade edilmektedir. Ayrıca ulaşım verileri değerlendirilerek gerekiyorsa trafik sıkışıklığının en fazla yaşandığı birinci köprü güzergahında, yalnızca raylı sistem olarak bir köprülü geçiş projelendirilebilir. Bunun mühendislik çözümleri de etüt edilebilir.

Ayrıca Köprünün yolu için Sakarya, Kocaeli ve İstanbul illerindeki belediyelerin de kararları güzergah belirlemede önemli olacaktır.Yalnız 3. köprü güzergahı hem Sakarya ve Kocaeli için Çevre ve Orman Bakanlığı’nın onayladığı 1/100 bin ölçekli çevre düzenleri planlarında, hem de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce hazırlanan aynı ölçekli planlarda “gösterilmiyor” olması da 3. köprü projesinin yasal şehircilik dayanaklarına kolay kavuşamayacağını ve kısa sürede başlanılamayacağını gösteriyor.

bundan önceki iki köprü sadece yolları gösteren ve Türkiye'deki imar hukukuna aykırı bir biçimde onaylanan bir mevzii plana göre yapılmıştı bu plana göre İstanbul’un trafiği işte ortada İstanbul’un trafik sorunu ancak karar verici aktörlerin ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çalışması sonucu bütüncül bir nazım planlama çalışmasına önem vermesi ile çözülür.

 

Köprü meselesi ve yeni transit ulaşım güzergahı konusunda yalnızca karar vericilere muhalefet olsun diye  konuşmamak gerekir. Çünkü söz konusu olan ülkenin ve dünyanın en önemli kentlerinden bir olan İstanbul’un geleceğidir. Bu kararda sivil toplum kuruluşlarına ve işin uzmanlarına çok iş düşmektedir. Tabiki uzmanların fikirlerine müracaat edilirse..

 

Bilal BAL (Şehir ve Bölge Plancısı)

 

Bu sayfa 2383 kez görüntülendi.
Reklam Alanı
Mail Listesi
Derneğimiz ve web sitemiz ile ilgili değişikliklerden haberdar olmak istiyorsanız e-mail adresinizi mail listemize eklemeniz yeterli.


  İzci Sözleri  
 
İnsan dilinin altında gizlidir


İstatistikler
Açıklama Ziyaret Sayfa Gösterimi
Online 7  
Bugün 7 0
Bu ay 7 0
Toplam 395.817 1.359.782
5 Ekim 2005 tarihinden sonraki değerleri göstermektedir.


Anasayfa | Fotoğraf Galerisi | İletişim
Programlama ve Tasarım  Biltek Web Tasarım © 2005