20 Ekim 2017
Tarihçe
Eskişehir’in Tarihçesi  

Modern Eskişehir ili, Eski ve Orta çağlarda Yunanca Dorylaion, Latince Dorylaeum ismi ile tanınan bir kentti. Arap kaynaklarında ise şehrin adı Darauliya, Adruliya ve Drusilya olarak verilmiştir. Dorylaion, antik kaynaklarda önemli yolların kavşak noktasında kaplıcaları ile ünlü, ticaret ile zenginliğe kavuşmuş bir Frigya (Phrygia) şehri olarak geçer ve şehrin kurucusu olarak Eretrialı Doryleos gösterilir. Özellikle Bizans çağında önem kazanan kentte imparator Justinianos'un yazlık sarayının varlığından söz edilir. 19. yüzyılda birçok gezgin ve bilim adamı, bölgeye yaptıkları gezilerin ve araştırmaların sonucunda Eskişehir'in 3 km. kuzeydoğusunda, Porsuk Çayı'nın kuzeyinde yer alan bugünkü adıyla Şarhöyük ören yerinin antik Dorylaion şehri olduğunu saptamışlardır. Burası 17 m. yüksekliğinde, 450 m. çapında Orta Anadolu'nun orta büyüklükteki höyüklerinden biridir. Burada 1989 yılında itibaren Kültür Bakanlığı ve Anadolu Üniversitesi adına Prof. Dr. A. Muhibbe Darga başkanlığında bir ekip tarafından arkeolojik kazılara başlanmıştır. Halen devam etmekte olan kazılarda, höyükte şimdilik Osmanlı Döneminden İlk Tunç Çağı'na kadar geri giden sürekli bir yerleşmenin olduğu saptanmıştır. 

Dorylaion - Şarhöyük, Bizans'ın Selçuklulara karşı korunmasında büyük rol oynamış ancak 1176'da Selçuklu Sultanı II. Kılıçaslan'nın Bizans İmparatoru Manuel Komnenos'u mağlup etmesinden sonra kent, Selçuklular'ın egemenliği altına girmiştir. Bundan sonra uzun bir zaman yıkık ve terkedilmiş olan Dorylaion-Şarhöyük'ün yakınında, harabenin güneyinde yeni bir yerleşme kurulmuştur. W. M. Ramsay'in bildirdiğine göre, büyük olasılıkla Dorylaion harabelerine Eskişehir adı verilmiş ve bu ad da o zamandan günümüze uzanmıştır.

Arkeolojik kazı ve yüzey araştırmalarının verilerine göre Eskişehir yöresi, tarih öncesi dönemlerden itibaren yerleşmeye sahne olmuştur. İlin geçmişine ışık tutan en eski buluntular, Paleolitik (Yontma Taş Çağı: G.Ö. 400.000-12.000) ve Mezolitik (Ara Taş Çağı: GÖ. 12.000-10.000) Çağ'a aittir. Eskişehir yöresindeki ilk yerleşik topluluklara ait izler, il merkezinin 25 km. batısında bulunan Demircihöyük'te, ilin doğusunda Kalkanlı köyünün hemen doğu çıkışındaki Kalkanlı höyüğünde, güneyde Bardakçı köyünün güneybatısındaki Keçiçayırı höyüğünde, güneybatıda Porsuk vadisinde Sabuncupınar-Fındık köyü yakınlarında Fındık Kayabaşı düz yerleşmesinde ele geçirilmiştir. Bu merkezlerde Neolitik Çağa ait çanak çömlek parçaları, çakmak taşından kama, ok veya mızrakucu parçaları ve kazıyıcılar bulunmuştur. Söz konusu arkeolojik malzemeler, Eskişehir yöresinde neolitik çağ topluluklarının varlığını ortaya koymakla birlikte, bu insanların ekonomik ve sosyal yapısı hakkında bilgi verecek kadar yeterli değildir. 

Arkeolojik kazı ve araştırmalar, Eskişehir yöresinin İlk Tunç çağı boyunca yoğun bir iskana sahne olduğunu göstermiştir. Bu yerleşmelerin başında Demircihöyük gelmektedir. Her ne kadar Eskişehir il sınırları içinde kalan bölgede az sayıda Hitit yerleşmesi varsa da Eski Hitit (Orta Tunç Çağı) ve Hitit İmparatorluk Çağı'nda (Son Tunç Çağı) bu bölgenin önemi kendiliğinden anlaşılmaktadır. 

            M.Ö. 1200 yıllarında cereyan eden Ege Göçleri sırasında Trak kökenli Frigler dalgalar halinde, Boğazlar yoluyla Anadolu'ya girerler. Hitit imparatorluğu bu tarihlerde yıkılır. Hitit çivi yazılı belgelerinin susması ile Anadolu'da M.Ö. 1200-800 yılları arasında yaklaşık 400 yıllık bir karanlık çağ hüküm sürer. Bu dönemin sonunda Frigler, Orta Anadolu bölgesinde başkentleri Gordion (Polatlı-Yassıhöyük) olmak üzere güçlü bir krallık olarak tarih sahnesindeki yerini alır. Frig Devleti'nin antik kaynaklarda adı geçen ilk kralı, başkent Gordion'a adını vermiş olan Gordios'dur. Kral Gordios'dan sonra Frig tahtına oğlu Midas geçmiştir.

            Frig Devleti, en görkemli çağını yaşadığı sırada M.Ö. 7. yüzyılın başlarında (M.Ö. 696/695) göçebe Kimmer boylarının saldırısına uğramış ve başkent Gordion yağmalanıp, yakılıp yıkılmıştır. Kral Midas bu yenilgiye dayanamayarak yaşamına son vermiştir. Yaşanan bu olaylar karşısında Frig Krallığı'nın politik gücü sona ermiştir. Ancak, bu durum geniş anlamda ele alındığında Frig egemenliğinin sonu, Frigler'in tamamen tarih sahnesinden çekilmesi demek değildir.

            Kimmerlerden kaçabilen kral ailesinin üyeleri, aynı kültür geleneklerini koruyarak Orta Anadolu'nun çeşitli yerlerinde beylikler halinde bir süre daha varlıklarını sürdürür. Kalabalık bir grup ise Yukarı Sakarya vadisinde, Eskişehir, Kütahya ve Afyonkarahisar arasında uzanan Dağlık Frigya bölgesinde yaşamlarını sürdürmeye devam etmiştir.

       Friglerin tarihleri boyunca siyasi ve kültürel açıdan en güçlü ve etkili oldukları kesim, Yukarı Sakarya Vadisi'nde Eskişehir, Afyonkarahisar ve Kütahya illeri arasında kalan, klasik dönemde Küçük Frigya olarak adlandırılan bölgedir. M.Ö. 8. yüzyıl ile M.Ö. 6. yüzyılın ilk yarısı içinde bölgede bir çok Frig kale tipi yerleşmeleri kurulmuştur

Mail Listesi
Derneğimiz ve web sitemiz ile ilgili değişikliklerden haberdar olmak istiyorsanız e-mail adresinizi mail listemize eklemeniz yeterli.


  İzci Sözleri  
 
Ne aradığını bilmeyen, bulduğunu anlayamaz. (Konfiçyüs)


İstatistikler
Açıklama Ziyaret Sayfa Gösterimi
Online 7  
Bugün 7 0
Bu ay 7 0
Toplam 395.817 1.359.782
5 Ekim 2005 tarihinden sonraki değerleri göstermektedir.


Anasayfa | Fotoğraf Galerisi | İletişim
Programlama ve Tasarım  Biltek Web Tasarım © 2005